Sezgin Tanrıkulu: “İBB Davasında Adil Yargılanma Hakkının Bütün Unsurları İhlal Ediliyor”

CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Ocak-Şubat 2026 dönemini kapsayan İnsan Hakları İhlalleri Raporu‘nu CHP Genel Merkezi‘nde kamuoyuyla paylaştı. Rakamların giderek ağırlaşan bir tabloyu ortaya koyduğunu vurgulayan Tanrıkulu, özellikle İBB davasında yaşanan usul ihlallerini tek tek belgeleyerek “Adil yargılanma hakkının bütün unsurları bu davada ihlal ediliyor” dedi.
Ocak-Şubat’ta 358 Yaşam Hakkı İhlali
Raporun en çarpıcı verileri yaşam hakkı ihlallerinde öne çıktı. Tanrıkulu, Ocak-Şubat döneminde toplam 358 yaşam hakkı ihlali gerçekleştiğini açıkladı. Bu dönemde yargısız infaz ve rastgele ateş açma olaylarında 2, cezaevlerinde 5, nefret suçlarından 3 yurttaş yaşamını yitirirken 21 mülteci de çeşitli nedenlerle hayatını kaybetti. Bunların yanında 5‘i çocuk olmak üzere 46 kadın cinayeti ve 269 iş cinayeti gerçekleşti. İşkence cephesinde ise tablo daha da vahim: Yalnızca iki ayda kamuoyuna yansıyan 824 işkence vakası kayıt altına alındı.
Gazeteciler ve İfade Özgürlüğü
Basın özgürlüğü alanındaki ihlallerin de sistematik bir hal aldığını aktaran Tanrıkulu, Ocak-Şubat döneminde 23 gazetecinin saldırıya uğradığını ya da tehdit edildiğini, 25 gazetecinin gözaltına alındığını, 7 gazetecinin tutuklandığını ve 13 gazetecinin hapis veya para cezasına çarptırıldığını belirtti. Alican Uludağ, İsmail Arı ve Pınar Gayıp‘ın hem kötü muameleye maruz kaldığını hem de tutuklandığını aktaran Tanrıkulu, Merdan Yanardağ‘ın da hâlâ cezaevinde olduğunu vurguladı. Düşünceyi ifade nedeniyle açılan dava ve soruşturma sayısı 367, gözaltına alınan ya da tutuklananların sayısı ise biri çocuk olmak üzere 54 olarak kayıt altına alındı.
İBB Davasında Savunma Hakkı Ayaklar Altında
Tanrıkulu‘nun raporunun en kritik bölümünü, devam eden İBB davasına ilişkin tespitler oluşturdu. Duruşma tutanaklarını ve avukat beyanlarını tek tek inceleyen Tanrıkulu, sanık ile avukatı arasındaki iletişimin engellenmesinden jandarmayı sanıklar arasına oturtmaya, 4 bin sayfalık iddianamenin incelenmesi için haftada yalnızca iki saat bilgisayar hakkı tanınmasına kadar uzanan ihlaller dizisini kamuoyuyla paylaştı. Avukat Aynur Yazgan‘ın tutanağa geçirdiği ifadeyi aktaran Tanrıkulu, “Buğra Gökçe, kendisi hakkındaki MASAK raporunu hiçbir zaman göremedi” dedi. Avukat Tuğba Torun‘un beyanına göre ise 105 tutuklu için yalnızca üç cümlelik gerekçe yazıldı.
“Avukatlara ikinci kimlik incelemesi yapılması, üç avukat sınırlaması, duruşma salonunda sanıkla avukatın yalnızca göz temasının bile yasaklanması; bunların tümü hem AİHM hem de Anayasa Mahkemesi kararlarında ihlal olarak tescil edilmiş uygulamalardır” diyen Tanrıkulu, yargılamanın cezaevi kampüsü içinde yapılmasının bizzat başlı başına adil yargılama ilkelerine aykırı olduğunu da altını çizdi.
AİHM’de Kavala Duruşması: “Utandım”
Tanrıkulu raporunu, geçen hafta AİHM‘de bizzat izlediği Osman Kavala duruşmasına ilişkin değerlendirmesiyle tamamladı. Uluslararası mahkeme önünde Türkiye‘yi temsil eden heyetin sergilediği savunmayı hayal kırıklığıyla aktaran Tanrıkulu, “Türkiye’nin bu kadar zor bir duruma düşürülmesinden bir yurttaş olarak utandım” dedi. Türkiye‘nin bu davada üçüncü kez ağır ihlal kararıyla karşılaşacağını öngören Tanrıkulu, AK Parti‘nin yalnızca yurt içinde değil, uluslararası yargı önünde de Türkiye‘nin hukuki itibarını zedelediğini savundu.





